AnasayfaTakvimKayıt OlGiriş yap

WoodStock (yavuz çetin) Öyküsü..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
ValorELuin
KaranlığıGördüm
KaranlığıGördüm
avatar

Erkek Başak Ejderha
Yaş : 30 Kayıt tarihi : 10/01/09 Mesaj Sayısı : 20 Nerden :

MesajKonu: WoodStock (yavuz çetin) Öyküsü.. C.tesi Ocak 10, 2009 2:14 pm

WOODSTOCK KLİĞİ,

=>Popüler müziğin “isyankar kanalı” rock müziğine kaptırıp gidenlerden
birinin, Yavuz Çetin’in intiharla sonlanan öyküsü... Akmar Pasajı’nın “aykırı
mekanı” Woodstock Kafe’de başlıyor, Köprü üzerinde boşluğa açılarak bitiyor...

--------------------------------------------------------------------------------


Yavuz Çetin popüler müziğin şöhretlerinden değildi, ama sürekli olarak şöhretlerin
arkasında stüdyoya giren müzik emekçilerinden biriydi. Birkaç ay önce canına kıydı.
Köprü üzerinde
taksiyi durdurdu, kapıyı açıp boşluğa uçtu. Arkasında mektup bırakmamış olacak
ki, medyaya gizemli bir intihar olarak yansıdı bu olay. Mezarlık paparazileri
bu saygıdeğer yalınlıktaki olaya şöhret çeşnisi katmak için MFÖ’nün Fuat’ıyla Özkan’ına sordular Yavuz’u. Nereden bilsin
zavallı adamlar; “Sessiz bir arkadaştı, kayda girer, gitarını çalar giderdi,
sorunları olduğunu bilmiyorduk” dediler.
Yavuz mektup bırakmamış olabilir ama dilinin döndüğü kadarıyla bir bildiri bırakmıştı
ardında. Ölümünden sonra keşfedilen “Satılık” isimli albümündeki “Yaşamak İstemem”
isimli şarkısı her şeyi anlatıyordu; mektup peşinde koşmaya gerek yoktu:
“Bana öğretilen her şey / bana önerilen her şey / bana dayatılan yaşantı / işe
yaramaz bir çöplük // Yarattığınız sistemler / kullandığımız yöntemler / Yaşamak
istemem artık aranızda // Belki de terslik bende / yapamadım bu düzende /
kaçacak delik arar oldum / sürüngenler şehrinde // Eğitilmiş köpekler / doymak
bilmez maymunlar / yaşamak istemem artık aranızda // Benden bir ruhsuz yaratmayı
/ nasıl başardınız / Benden bir hissiz yaratmayı / nasıl başardınız / Benden
bir uyumsuz yaratmayı / nasıl başardınız / Benden sizden biri yaratmayı / nasıl
başardınız // Yaşamak istemem artık aranızda”
Yavuz Çetin, bir dönem Türk rock aleminin Woodstock kliğinde bulunmuş bir
müzisyendi. O zamanlar da sessiz biriydi. Başlarda gitarda da çok iyi değildi.
Ama kısa zamanda çok ilerledi.
Woodstock, İstanbul’un ışık girmez kafelerinden biriydi. Ne kâr amacı gütmüyor
olması, ne de Türk rock’unun bir kliğinin buluşma yeri olması, bu kafenin
tarihe geçmesine yetmedi. Açıldığı gibi sessizce kapandı, Woodstock kliğini
öksüz bırakarak. Woodstock’u rock camiasının gördüğü en iyi insanlardan ve en
kötü basçılardan biri olan Levent açmıştı. Levent uzun yıllar pavyonlarda
müzisyen olarak çalışmış, sonra da parayı filan boşverip, cebi delik ama daha
saygıdeğer bir aleme girmeye karar vermişti. Nedendir
bilinmez, rockçuların yaşantısının daha saygıdeğer bir yaşantı olduğuna karar
vermişti. Woodstock Kafe’yi bu yüzden açtı. Kestirmeden onlardan biri oldu.
Woodstock Kafe açılana kadar Akmar Pasajı’nda buluşan ve ortak yönleri gitara
duydukları aşk olan her yaştan insan, vaat edilmiş topraklara kavuşmuş gibi
heyecanla doluştu kafenin içine. Akmar İstanbul’da Kadıköy’ün pasajlarından
biridir. İki kattan oluşan bu pasajın şimdilerde üst katı sahaflar, alt katıysa
kafelerle dolu, gürültülü bir yerdir. O günlerdeyse sadece satranç oynanan bir
kafe, bir müzik dükkanı ve resim malzemeleri satan bir dükkan vardı Akmar’da.
Woodstock kliğinin elemanları sabahtan akşama kadar zaman öldürürdü burada. O
dükkandan bu dükkana giren ve beleşe müzik tüketen bu insanları kimse sevmezdi.
Onlar da Akmar’da sığıntı gibi hissederdi kendilerini.
Woodstock Kafe’nin en güzel tarafı gözden uzak olmasıydı. Bodrum katındaydı. Dışarı
sandalye de atılabiliyordu gerçi ama en güzel havalarda bile bu tercih
edilmiyordu. Tavanda sürekli duran sigara dumanı kütlesi bir hayaleti andırı-yordu.
Sabahtan akşama üst üste birkaç kez videodan 68’deki Woodstock konserinin kayıtları
izleniyordu. Arada bir birisi heyecanla yeni keşfettiği bir grubun kasetini
getirir, o dinlenirdi. Woodstock kliğinin üyelerinin arasında çok sıkı arkadaşlık
bağları yoktu. Levent’i herkes severdi; onunla herkesin sohbeti vardı. Ama
kendi aralarında nadiren konuşurlardı. Çoğu ketum tiplerdi. Zaten konuşacak
olsalar konu bulamazlardı. Ne kelime dağarcıkları ne de genel kültürleri bunun
için yeterliydi. Aralarında en konuşkan olanları Kudret Kurtcebe’ydi. O konuşmaya
başladığı zaman herkes susardı. O gitar çalarken de herkes susar, kıskançlıkla
seyrederdi. Arada bir birisi diğer elemanlarla iletişime geçme dürtüsünün önüne
geçemediğinde gitarına sarılırdı. Bu halleriyle onları tanımayan biri onların
klik olduğuna katiyen inanmazdı.
Ama onlar basbayağı klikti işte. Birbirleriyle olmaktan, Woodstock Kafe’ye tıkılıp
kalmaktan mutluydular. Diğer rockçulara benzemezlerdi. Diğerleri gibi şöhret peşinde
koşmayı hiç düşünmediler. Akmar Pasajı’na sonradan gelip havalı havalı dolaşan
Pentagram’a şüpheyle bakarlardı. “Manyak Olamazsın” diye şarkı yapan Mavi Sakal
onlar için çerezdi. Bu grup sonradan Wembley’de Status Quo’nun arka grubu
olarak çıkmak için kendisini Pepsi’ye sattığında haklı çıktılar. Çapa’daki, Boğaziçi’ndeki
müzisyenlere zengin piçi gözüyle bakarlardı. Olacak şey miydi, el kadar
çocukların müzik yapmak için kendilerine ait stüdyoları bile vardı. Oysa
Woodstock kliğinin elemanları, bitleri kanlanıp da kayıt yapmak istedikleri
zaman, Manisa tarzanı İsmail’in küf kokan stüdyosuna gidip, İsmail’in vandalist
davul sololarını dinlemek ve onu iltifata boğmak zorundaydılar.
Yeni yeni boy gösteren Bulutsuzluk Özlemi’ni dinlememişlerdi bile. Nejat Yavaşoğulları’nın
gitarına Afitap ismini vermesini ticari bulmuşlar ve hatta adamın isminden bile
gıcık
kapmışlardı. “Şili’ye Özgürlük”, “Acil Demokrasi” gibi şarkı isimlerini duymuş
ve grubun yaklaşımının ticari olduğuna iyice ikna olmuşlardı. Ama Erkin Baba’nın
Nazım Hikmet’in bir şiirini şarkılaştırmasını çok önemserlerdi. Babalara genel
olarak iyi bakılırdı zaten. Taner Öngür’ün Açıkhava’da genç rockçular için
düzenlenen bir yarışmada ödülü
kapmasını hasetle değil, hayranlıkla karşılamışlardı. Babalardan bir de Hardal’ı
severlerdi. Şükrü Baba’nın LSD’li sesinin hayranı çoktu aralarında. Bakımsızdılar,
şöhret peşinde koşmadıkları gibi sevgili peşinde de koşmazlardı. Kesme Şeker’den
Cenk yüz karalarıydı. Cenk her gün saçları taralı gelirdi kafeye; üstelik kız
arkadaşı bile vardı.
Bir sürü tip vardı Woodstock kliğinde. Başta babasından kalan mirasla geçinen
gitar ve vokal ustası Kudret Kurtcebe. Kudret motorsiklete biner ve kafasındaki
kasketi hiç çıkarmazdı. Yaşını kimse bilmezdi. Woodstock kliğinin kalabalığını
Kudret’in müritleri oluştururdu. Bunun dışında blok flütüyle gitarcıların arasında
dolanan papaz kılıklı bir oğlan, uzun kıvırcık saçlı, kısa boylu menajer kılıklı,
en büyük hayali Woodstock kliğine Açık Hava’da konser verdirtmek olan takıntılı
bir genç (sonunda Number One tv’de VJ oldu), gitarı John McLaughlin kadar
süratli ve lezzetli çalabildiği halde bir türlü akor basamayan Altuğ, hiç İngilizce
bilmediği halde bir oturuşta birkaç İngilizce şarkı yapan Murat, istese kolayca
pop yıldızı olabilecek kadar yakışıklı olan utangaç Yavuz Çetin...
Woodstock Kafe bir süre Hilal-i Ahmer gibi çalıştıktan sonra, Levent klik tarafından
sömürüldüğüden şikayetçi olmaya başladı. Herkesin onu kullandığını söylüyordu.
Levent bu insanların böyle davranırken kötü niyetli olmadıklarını, başka türlü
davranmanın ellerinde olmadığını bilmez değildi; ilk günden beri öyleydi onlar,
şimdi birdenbire böyle olmamışlardı ki... Anlaşılan Levent aradığı itibarlı
alemin burası olmadığına ikna olmuştu
birdenbire. Woodstock’u kapayıp çekti gitti.
Woodstock kliğinin elemanları takılacakları mekan ellerinden alınınca artık
iyice ticari bir yer haline gelen, tıka basa dolu olan Akmar’a da geri
dönemediler. Çaresiz hayata karıştılar. Arkalarında mektup bırakmadılar. Şimdi
zaman zaman birisinin yaptığı bir şarkı duyulur. Şarkıları, şiirleri hiç
yetkinleşmedi. En adi işleri yaparken, kokoz bir bayanın arkasında stüdyoda
gitar çalarken ya da barlarda çalarken hep saf kaldılar.
Woodstock Kafe saklı bir köşeydi. Orada
sonsuza kadar gizlenebileceğini sanan birtakım insanlar vardı. Düzen arsız, taşkın,
yapışkan bir sıvı gibi ülkenin kılcal damarlarını araya taraya Woodstock
Kafe’ye kadar erişti. Gür diye içeri daldı, kimseye kaçacak yer bırakmadı;
herkese bulaştı. Yavuz Çetin yapış yapış elleriyle taksinin kapısını açtı,
kendisini boşluğa bıraktı...
ValorELuin ; Kullanıcısının İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://myspace.com/trytokillm3
±†WamqireS†±
░║Zeßani║░
Cont & Contes avatar

Yay Keçi
Yaş : 110 Kayıt tarihi : 06/11/08 Mesaj Sayısı : 900 Nerden : Karanlıktan..

MesajKonu: Geri: WoodStock (yavuz çetin) Öyküsü.. Ptsi Ocak 12, 2009 2:36 pm

İçim ürperdi yaa:=(Uzundu ama güzeldi..ve çok etkileyici sağol..
±†WamqireS†± ; Kullanıcısının İmzası

_________________
..::±‡TaİnTeD = Low釱::..
sɹǝʇ nq ʞǝʇ ɹıq ؛ɐp ɐpunloʎ ʎǝsɹǝɥ ıʞuɐS




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://wampirsifen.blogcu.com/
' ésqY ! . .
KaranlığaGirdim
KaranlığaGirdim
avatar

Kadın Oğlak Maymun
Yaş : 25 Kayıt tarihi : 25/01/09 Mesaj Sayısı : 89 Nerden :

MesajKonu: Geri: WoodStock (yavuz çetin) Öyküsü.. C.tesi Ocak 31, 2009 4:13 am

tesekkurler uzundu ama guzeldı =)
' ésqY ! . . ; Kullanıcısının İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

WoodStock (yavuz çetin) Öyküsü..

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡± :: .::Sadece Gothic::. :: Gothic HİkaYe & Yazılar -
Aşağıdaki Listede Yer Almak İstiyorsanız Öncellikle Foruma Üye Olmalısınız.Site Linkinizi Yöneticilere Özel Mesajla Bildilerbilirsiniz Ya Da Profil Bilgilerinizde Belirterekte Gerekli Bilgileriniz Listeye Eklenecektir..Bilginize Kolay Gelsin....
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Dost Siteleri
Dost Siteleri
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com